Dostluk; Sevgindir...

31/8/2009 - 81.. Nereye kadar sürecek ya sonumuz… ?

 Resmin üzerine Tıklayınız…

Sırlar sakladım içimde,
Hiç kimseye ayan olmadan...
Tesellisiz geceler yaşadım gözyaşları içinde…
Hasretler çoğalttım sensizliğin bağrında
Bitmeyen kavgalar ettim
Vicdanımla...
Düşler kurdum sana...
Düşler gerçekleştirmek içindi belki
Oysa...
Her seferinde
Yeniden
O düşleri kovdum usulca,
Hayal şehrinin bilinmezliğine…
İmkânsız düşlerimin özgürlüğünde,
Yüreğime kıvrılıp uyudun...
Korkularla büyüdün içimde,
Doğmayacak çocuğum gibi.
Selamın,
Gurbetten sılaya varış gibiydi...
Nefes gibiydi gülüşün,
Sebepsiz çöreklendiğin gönlüme...
Yasak anlar yaşadım seninle,
Küçük bir tahta masada,
Otururken karşımda,martıcığım
Gözlerindeki kıvılcımla tutuşurken yüreğim,
Ellerin ellerimde,
Depremler yaşadım sessizce,
Ama Yinede Ben... "Biz" deyip de bir son düşünmedim…

Yeni ve değerli zamanlar umarken, hayatın göstermelik kurgusunda yaşamı başımızdan defetmeyi başardık...
Sözcükler, cümleler ve roller arasında, kendimize hayat tanımlamaları yaparak ve edilgenliğimizi kullanarak ,’ne sunulduysa uygun olan budur ‘adına her şeyi kabullenip, yeni yaşam modelleri var ettik. ‘Doğru budur ‘adına kopyalanmış hayatların taklitçileri olarak, soylu zamanları ve sorunsuz yarınları düş dünyalarımızın tek hâkimi yaptık...
Bir öncekinden devraldığımız yaşam şablonlarımızla, kopyalanmış bir hayatın yaşayanları BİZ; olduk…
Soylu zamanlar umup, sorunsuz yarınlar düşledik... Umutlarımız vardı bizim, şişelere koyup geleceğe yolladık dragostan denizin en derin koyu laciverdine... Hayallerimiz vardı bizim, geleceğe iğneledik... Her beklenen gelecek geldiğinde, ne şişeleri bulabildik nede zaman panosundaki notlarımızı…
İncitilmemiş ruhlar olsun istiyorduk gözlerimizin arkasından bakan… Bir masal ülkesinde var olmak için roller giyiniyor, roller çıkartıyorduk... Ve soruyorduk...
Neden? Sorusunun başladığı cümlelerde arıyorduk hiç tanımadığımız bizleri...
Artık rollerimiz ve şablonlarımız olmadan kendimizi tanımıyorduk... Hep birilerinin ve bir şeylerin tanımlamalarında yaşam içinde kullanılıyorduk...
Çünkü biz yaşantılarımız içine doğmamıştık… Kaç kişi kendi yaşantısında büyümüştü ya da kaç kişi kendi yaşamının tanımlamasını cesurca ortaya koyuyordu... Onaylanmak isteyen canlılardık... Alkışlanmak için, genel yaşam kriterlerine sahip çıkıyorduk…
Bizden önce icat edilmiş ama bize de ait olan dünya gerçeklerimiz vardı bizim...
Aslında her şey değişiyordu... Dünya gerçeklerimizde…
Biz değişimi görmek istemiyorduk... Değişimin parçası olmak yeni bir bilginin yani; ‘Değişime uğrayan hiçbir şey gerçek olamaz’ bilgisinin tanımlayıcısı olmak istemiyorduk... Korkuyorduk belki de, belki de sorumluluğumuzu almak zor geliyordu... Yenidünya ve kendimize ait kriterler içinde var olmanın, nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemiyorduk belki de... Sonuç her ne olursa olsun bizi kapsıyordu her şey…
Bir şey, bir tek şey olmak bize yetemiyordu...
Kendimiz olmak, biz olmak...

Başkalarının korkularına, yargılarına, olması gerekirlerine, yani hayat şablonlarına sığdırmaya çalıştığımız yaşamlarımızla kıvrandırdığımız ruhlarımız var artık bizim... Sahibi olmadığımız hayat parçası yaşamlarımız içinde, yitirdiğimiz varlığımız, geçmiş ve gelecek arası şimdide, soylu ve büyük zamanlar umarak yaşamaya devam ediyor... Bu umud bizim...
Geçmişi beğenmeyip ( çünkü o bizim değildi) , geçmişten ve yaşam kriterlerinden(!) sentezler yaparak, geleceği kurgularken, kendimiz olmak için son şansımız olan şimdiyi yok ediyoruz...
Kendimiz olanı tanıyabilmek için sadece şimdimiz var bizim...
Nereye kadar sürecek ya sonumuz?

 Resmin üzerine Tıklayınız…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2009-09-08 05:10:16 - ***

Yazan: ***
Sırlar sakladım içimde,
Hiç kimseye ayan olmadan...
Tesellisiz geceler yaşadım gözyaşları içinde…
Hasretler çoğalttım sensizliğin bağrında
Bitmeyen kavgalar ettim
Vicdanımla...
Düşler kurdum sana...
Düşler gerçekleştirmek içindi belki
Oysa...
Her seferinde
Yeniden
O düşleri kovdum usulca,
Hayal şehrinin bilinmezliğine…
İmkânsız düşlerimin özgürlüğünde,
Yüreğime kıvrılıp uyudun...
Korkularla büyüdün içimde,
Doğmayacak çocuğum gibi.
Selamın,
Gurbetten sılaya varış gibiydi...
Nefes gibiydi gülüşün,
Sebepsiz çöreklendiğin gönlüme...
Yasak anlar yaşadım seninle,
Küçük bir tahta masada,
Otururken karşımda,martıcığım
Gözlerindeki kıvılcımla tutuşurken yüreğim,
Ellerin ellerimde,
Depremler yaşadım sessizce,
Ama Yinede Ben... "Biz" deyip de bir son düşünmedim…

***
Bağlantı

2009-08-31 04:19:27 - ...

Yazan: ...
Nereye kadar sürecek ya sonumuz?


bende bunu soruyorumya isimsiz dostum....
NEREYE KADAR SÜRECEK.....
YA SONUMUZ....?
cevabını bulabilseydim martılara soramazdım...

Düzenleyen Ahrazca gün: 31/8/2009 saat: 15:50
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Sessiz... Suskun... Ahrazca...

Fırtınanın şiddeti ne olursa olsun... Martı, Sevdiği denizini asla terk etmez...

YAZILARIM ve BİLGİLER

Ana Sayfa
PROFİL
ARŞİV
1..AHRAZCA
2..Adın yok senin...
3..Hiç Sevdinizmi ???
4..Kardelen Olmak...
5..Başlangıçlarımda Sen Vardın...
6..İçim Çığlık... Dışım Suskun...
7.. Kayıp Kentin Yitik Sevdası...
8.. Seni Koşulsuz Seviyorum...
9. Sessiz... Suskun...
10. Sevgi ve Yalnızlık...
11. Sevgiye dair...
12. Sevmek Bir İnsanla Başlar...
13. Sevmek.... Hayatın bir Gerçeği...
14. Yoruldum...
15. Bir Bilsen...
16. Çizebilirmisin.... MAVİ'ye...
17. Dostluk...
18. Dragosta Akşam...
19. Gökkuşağı Çiçekçi kız'a
20. Hayatı Sıfır Noktasında Yaşamak...
21. Kimbilir... Belki bir GÜN...
22. Kıskançlık Kaderim...
23. Martı Sevgisi...
24. “Sevgi” masumca mı olmalı… Haince mi?
25. Mavisindeki Giz...
26. Neleri Kaybettik...
27. Ahh be Martım... Sakın
28. Bir Sevda Yüküdür bu....
29. Sevdalar Tükenirmi ???
30. Seninle Başladım... Bitsin Seninle...
31.Yalnızlığımda, sen varsın; Biliyorum…
32. Zaman... Yanı başında zaman değil...
33. Gitmeli...
34. Yüreğimin Sokakları...
35. Yitik bir adammı Sevdiğim...
36. Biliyorum Gideceksin...
37. Düşler Kor kırmızı...
38. Rüzgarla Gelen Sendin...
39. Sensiz Sabah Olmuyor...
40. Hasret Kokuyor Yalnızlığım...
41. Biliyorum...."Adın Yok Senin" Martım...
42. Batı Rüzgarları Kadar Özgür Sanıyorduk Düşlerimizi....
43. Yitikliğim; Yüreğimin Yitikliği...
44. Yitirilmiş Umudlar...
45. Yalnız Kaldığım Zamanlarda...
46. Vazgeçiyorum Hayallerimden...
47. Sevginin Bitmesi Kaçınılmazmı ???
48. Evrenin Işığı Olabilmek...
49. Sen hiç Seni Özledinmi ????
50. Akıllı Sevgi...
51. Yalnızlığın Sesi...
52. Özlemek... Güzel Şey...
53. Özlemek...
54. Hani sen benim Annemdin...
55. Martım ve Ben...
56. Dilimde Tutamadığım cümleler vardı...
57. Tutki Işığa Yürüyoruz...
58. Nerdesin... Neremdesin ????
59. Hadi Uyu...
60. Taki seni tanıyıncaya dek... CAN
61. Hüzün Çiçeği... GELİNCİK...
62. Ne zaman Seni Düşünsem...
63. Zamanın Bir yerinde...
64. Mavi Hayat...
65. Başlıksız...
66. Yalnız değilsin artık…
67.. Sen hiç denizi maviye boyadın mı..?
68. Sensizlikten olsa gerek... çekilmez oldu buralar...
Son sayı 69...
70.. Ben Bir Martıyım...
71.. Kim olduğunuzmu önemlidir...
72.. Kaybeden olmak - 1 -
73.. Kaybeden olmak - 2 -
74.. Bir martı öldü buğun...
75.. Keşkesiz bir hayat ve üç nokta...
76.. Sevgi yenermi aklı...
77.. Farkındalık...
78. Martılar ağlardı çöplüklerde....
79. Sonbahar Akşamlarım...
80.. Hayat kendisi kokuyor...
81.. Nereye kadar sürecek ya sonumuz… ?
82.. Bir içimlik Bir kahve molası...
83.. Umudun solduğu vakit…
84.. Çaya kaç şeker alırsın...
85.. Kağıttan çiçekler...
86... Vennur oldun SEN yüreğimde…
87... Adı Yalnızlık mavisi…
88... Hangi eylül nisan kokmazki...
89... Yalnız seninle sonsuzluktayım...
90...Gözlerimde yakamozlar...
91... Seni mevsimsiz seviyorum…
92... Özgürlüğün göz kırptığı anlar...
93... Dağ Rüzgarı...
94... Kasımpatı hayallerim...
95... İnsanın bir annesi olması ne güzelmiş...
96... Uçurum çiçekleri...
97... Ne olur...
98... Kelimeler eksik...
99... Sondan bir önce...
100... ‘Senbaşına’sın...

Soğuk olur Dragosun akşamları, Adamakıllı üşürsün... Sevginden nefretine dek buz tutarsın, Ama başkadır Tahir Usta'nın çayı, Sanki her yudumunda hayatı içersin, Sana mahsus bu duman altı hayatta, Sanki bir umuttur içine dolan, Her yudumda bin 'offf ' çekesin gelir... Ama yoktur yolu, Çay tükenince o cılız yangın da söner içinde, Ve titremeye başlar göz yaşların, Tutamazsın, küsesi gelir kalbinin, Hayata ve sana.. Ama aldırma, Dedim ya, Sen korkma, içimdeki “SÖZ” verişler bırakmaz seni, Bir gece yarısı trenine sövmek zorunda kalmazsın, Sen korkma... Soğuk olur Dragosun akşamları, Hele akşam geceye vurunca, Adamakıllı üşürsün... Denizin en derin en koyu mavisinde... Martılar gibi karanlığa sessizce ağlaşarak… Sayıklarsın……“Nerdesin"